Kasım 19, 2011

Aritmetik İyi, Kuşlar Pekiyi



Cemalettin Seber ismi sizin için bir şey ifade eder mi bilmiyorum ama Cemal Süreya isminin aklınıza bir şeyler getireceğine eminim. En azından bir şiirini bilir ve seversiniz. Soyadındaki "y"lerden birinin kaybedilişi hakkında konuşmuş olabilir veya Moda'ya yürürken Cemal Süreya Sokağı'nı görüp benim gibi her defasında gülümseyebilirsiniz. En olmadı belki de Sezen Aksu'nun son albümündeki Sayım şarkısını dinlemişsinizdir "Ay ışığında oturuyorduk, bileğinden öptüm seni"yle başlayan.

Ben kendisiyle ortaokulda tanıştım; Artimetik İyi, Kuşlar Pekiyi ile. Kim almıştı bilmiyorum, belki de ben seçmiştim bu kitabı. İçinde yazılar vardı bir sürü, Küçük Prens'e bile atıf vardı ki ben bunun farkına daha sonra varmıştım. Lisede şiirleriyle haşır neşir olmaya başladım, Sevda Sözleri'ni aldım hemen, edebiyat derslerimize konuk oldu, hatta o dönemde ben de öykünüp şiirler yazıyordum. Denizle ilgili, umutla ilgili. Onun şiirlerinde ise ince hüzünler, aşık olduğu kadınlar, İstanbul vardı. İçtiği rakı, baktığı güvercin, yediği elma, baktığı güneş, kafa tuttuğu zaman vardı. Beni büyülemişti, o kadar büyülemişti ki hiç yeteneğim olmamasına rağmen şiir yazıyordum, o derece. Sonra neyse ki yalnızca okur olarak kalmam gerektiğini anladım. İkinci Yenilere ben o dönemde biraz bağlandım.

Cemal Süreya şiir yazar, hikaye yazar ve bunların üzerine de çok güzel yazılar yazar. Oktay Rifat'in, Orhan Veli'nin, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın, Nâzım Hikmet'in, Chagall'ın, Turgut Uyar'ın şiirleri üzerine yazılardır bunlar, veya az gelişmiş ülkelerde şiir nasıldır, şiirde yeni kelimeler nelerdir, biçim nasıl anlaşılır, bunlara kafa yorar. Saçının telinden ayak tırnağına kadar edebiyat ve aşk yüklüdür bana kalırsa Cemal Süreya, bu yüzden de her ne kadar Erzincan doğumlu olsa da tam bir İstanbul insanıdır. Uzun seneler maliye müfettişliği ve darphane müdürlüğü de yapmış, emekli olduktan sonra edebiyatın her alanına çok daha yoğun olarak eğilmiş, bir çok dergide yazılarını ve şiirlerini yayımlatmış, köşe yazıları yazmış, dergi yönetmiş, şiirler çevirmiştir.

İkinci Yeni akımını bir mülkiye hareketi olarak tanımlayarak şiirdeki belli başlı kalıpları yıkmış, hayal gücünü alabildiğine özgür bırakmıştır. Aynı zamanda "erotik bir şiir" olarak tanımlar kendi yazdıklarını. "San" isimli şiirini, "Elma" isimli şiirini okursak mesela, buna hak vermemek mümkün değildir. "İkinci Yeni bir güvercin curnatasıdır. Ben en alçaktan uçuyorum. Avcılardan değil, arkadaşlarımdan korktuğum için," demiştir.

Ölümünden evvel yazdığı şiirde Tanrı'ya "Üstü kalsın," diyebilen, Ülkü Tamer'le girdiği bir iddiayı kaybettikten sonra Süreyya'dan bir harf eksilten, imzasında yandan bakılınca kendi resmini çizdiği söylenen, babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra "Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum," diyen, ilk aşkıyla evlendikten sonra işyerindeki bir kıza aşık olup onun için Üvercinka şiirini yazan, umutta mut, utsuzlukta umut olduğuna inanan, benim için hep "İstanbul" demek olduğu için yalnızlığın başkentinin de burası olmasını sağlayan, Ankara içinse "iyi kalpli üvey ana" yakıştırmasını yapan,şapkasını çiçeklerle dolduran, kendisi başlı başına şiir olmuş bir şairdir Cemal Süreya. Türkçe biliyor, okuyabiliyor ve anlayabiliyor olmaktan mutlu olma sebeplerimdendir.

Bir şiiriyle de bitirmemek olmaz şimdi bu yazıyı:

8.10 VAPURU


Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
   Mavi ipek kış çiçeği
   Sigara içmek için 
   Üst kata çıkıyorsun


Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
   İşinden memnun değilsin
   Bu kenti sevmiyorsun
   Bir adam gazetesini katlar


Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
   Banyonun tuzlu camı
   Birkaç gün görünmedin
   Okul şarkıları var


Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
   İkide bir elini başına götürüp
   Rüzgârda dağılan yalnızlığını
   Düzeltiyorsun.


Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
   Küçücük şeyler belki
   Ama günün bu saatinde
   Anıt gibi dururlar


Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var.
 
                                                 Cemal Süreya



Not: Tiyatro Gerçek'in tek perdelik gösterisi Üstü Kalsın 25 Kasım 20:30'da Maya Sahnesi, Beyoğlu, 23 Aralık 20:30'da CKM, Kadıköy'de. Biz geçen hafta Gülş'le gittik ve çok beğendik, tavsiye edilir.

3 yorum:

gülş dedi ki...

itiraf etmek isterim (hatta zamanında bu blogdaki yazılarımın birinde çoktan etmiş olmam lazım) ben şiir sevmem. şiir beni huzursuz eder. geçen hafta üstü kalsın'a giderken biraz tedirginliğim de yok değildi, önyargılarım beni yanlış yönlendirmesin diye kendi kendimi ikna etmiştim ve inşallah sıkılıp da dodo'yu da huzursuz etmem diye düşünüyordum, akbank sanat'ın kafeteryasında otururken.

sonra içeri girdik, oyun başladı -oyun demek doğru mu emin değilim, gösteri daha doğrusu sanırım- ve bitti. aradaki her saniye her dakika hayretler içinde, şaşkınlıklara gark olarak, hayranlıkla izledim / dinledim. ben bu şiirleri resmen biliyordum yahu, çoğunu hatta duyduğum zaman çok sevmiştim.

beni önyargılarımın en azından bir kısmından kurtardığı için dodoma çok çok pek çok teşekkür etmek de boynumun borcudur.

greta dedi ki...

Umarım Ankara'ya turneye gelirler ve "iyi kalpli üvey ana"nın çocukları da büyük bir beğeniyle izler bu gösteriyi... Ayrıca Cemal Süreya hakkında verdiğiniz bilgiler için de çok teşekkürler...

Prometheus dedi ki...

Bu şiiri hatırlattığınız için çok teşekkürler, alıp koyasım geldi kendi bloğuma ve koyuverdim...

Bloğunuz çok güzel ve artık yeni takipçinizim, ben de her zaman beklerim :)

Saygılar, sevgiler...